-- had had
c. before he goes out
-- has / will have / will have had d. every night so far this month -- has been having / has had e. every night up until this month -- had been having / had had
08 She is busy at the moment; she is having a bath. a. after she gets home
-- is busy / has
b. when I went to see her last week -- was busy / was having
c. for the last half an hour
-- has been busy / has been having d. after she came home (üç gün önce) -- was busy / was having (had) e. after she came home (10 dak. önce) -- has been busy / has been having
YANITLAR
01 a. had earned... veya... had been earning = sürekli kazanagelmişti ve hala kazanmaktaydı... b. is earning... (earns, yaklaşık olarak eşdeğer)... c. has earned = şu yakınlarda kazandı... has been earning = bir süredir ve hala kazanıyor (ki, bu tümceler hikayenin gelişine göre past perfect veya future perfect'e de taşınabilir)... d. earned = kazandı... was earning = geçen sene kazanıyordu ama bu yıl kazanamıyor, veya tanık olduğum sıralarda kazanıyordu ama sonra ne oldu bilmem nüanslarını verecektir)... e. will have earned = kazanmış olacaktır... will have been earning = bir süredir ve hala kazanıyor olmuş olacaktır... 02 a. were dancing... b. danced ("as long as the band played" süresi "dance" eyleminin gerçekleşmesi için yeterli süredir. Simple tense yeterli. Fazladan "were dancing" tercihi "her nezaman orkestra çalsa onlar hep dansediyorlardı" anlamını verecektir)... c. dance... d. have been dancing... e. are dancing...
________________________________________________________________________
03 a. was watching... Ayrıca, "seyrediyordu" gözlemine ek olarak, "bir süredir seyredegelmişti" bilgisine de sahipsek = had been watching; "seyretmiş" = "had watched"... b. will be watching... (will have been watching = "bir süredir" kavramını ekleyecektir)... c. was watching... (had been watching = "bir süredir" kavramını ekleyecektir)... d. has been watching: sürekliliği vurgulamak için; ama "has watched" da olanaklı... e. had been watching...04 a. wrote... = zaman belli (Eğer, türkçede "Daha onbeş yaşındayken yazmıştı, 'mişli geçmiş, o halde past perfect, diye düşündüyseniz, kitabın en başına dönüp bir daha başlayınız!)... Tabii, "He had been writing..." olanaklı: Yalnız o durumda, kitabın sonradan bitirilip bitirilmediğini bilmiyoruz demektir. Past perfect simple "had written" ise ancak zaman belirteciniz "before he was 15" şeklinde olursa geçerlik kazanacaktır: Onbeş yaşından önce yazmış bitirmişti... b. will be writing... will write = yazacak,
bitirecek... c. was writing... wrote = yazdı, bitirdi... d. had written = yazmış, bitirmişti... had been writing = henüz bitirmemişti... e. was writing... (had been writing = O sırada ne yapmakta olduğuna ek olarak "bir süredir ve hala" kavramını vermek istiyorsanız...)
05 a. were playing... (had been playing = O sırada ne yapmakta olduklarına ek olarak "bir süredir ve hala" kavramını vermek istiyorsanız)... b. have been playing (türkçedeki "oynuyorlar" kavramından yola çıkarak "are playing" dediyseniz, yol yakınken kitabın en başına dönüp bir daha başlayınız!)... c. will be playing... (will have been playing = O sırada ne yapmakta olduklarına ek olarak "bir süredir ve hala" kavramını vermek istiyorsanız)... d. have been playing... have played = Olanaklı, ancak "süreklilik" kavramını aynı ölçüde desteklemeyecektir; "ama artık bıraktılar, oynamıyorlar" anlamı önplana çıkacaktır... e. were playing...
06 a. visit... will be visiting... b. visited... were visiting... (Continuous seçenekler, çoğu zaman, verilen süre boyunca süreklilik kavramını destekleyecektir)... c. had visited... (sayı belirtildiği için continuous seçenek olanak dışı)... d. have visited = bugüne kadar iki kez, ama bu ziyaretler devam edebilir... visited = ziyaretler artık mazide kaldı, bundan böyle başka ziyaret olmayacak... e. have been visiting = have visited...
07 a. has already had = daha şimdiden en azından iki şişe içmiş bulunuyor... Ama "içmişti" ve "içmiş olacaktır" şeklinde, olayı geçmişteki yada gelecekteki bir noktanın öncesine de taşıyabilirsiniz... b. had had... (Sayı belirtildiği için continuous tense'ler geçerli değil: Hiçbir babayiğit ayyaş iki şişeyi aynı anda kafaya dikip içmez)... c. has = her zaman, geniş zaman... (Burada "is having" seçeneği vurgulu bir şikayet nüansı için geçerli olur). Ayrıca, "simple future" veya "future perfect" de olanaklı: çünkü unutmayınız, ana-tümcelik herhangi bir future tense ise zaman bildiren bağıl-tümcelik bir present tense olmak zorundadır. Burada tersine mantık yürüterek, "Madem ki zaman bildiren tümcelik present
tense'tedir, o halde ana-tümcelik future tense olabilir" şeklinde düşünebiliriz... d. has been having = has had... e. had been having = had had... (Unutmayın: Burada birinci "had" past perfect tense yardımcı fiili, ikinci "had" ise asıl fiiliniz olan yemek, içmek = to have fiilinizin V3 hali...
08 a. is busy / is having = geniş zaman: Biliyorsunuz, to be fiili aktif çatıda continuous tenselerde kullanılmaz. Örnek tümce de, "continuous" anlamlı olmasına karşın, "simple" present ile kurulmuştu... b. was busy / was having... c. has been busy / has been having... (Bununla birlikte, "had been busy / had been having" veya "will have been busy / will have been having" şeklinde olayı geçmişteki yada
gelecekteki bir noktanın öncesine de taşımak olanaklı... d. was busy / was having (o anda banyo
yapıyordu); ayrıca, "was busy / had" olanaklı = "Bir süre meşguldü, banyo yaptı)... e. has been busy / has been having (çünkü banyo hala sürüyor -- eve geleli daha on dakika oldu; banyo ise herhalde on
________________________________________________________________________
EXERCISE - 2
Yukardaki dehşetengiz çalışmadan sonra, sanırım bu egzersiz size sular seller gibi kolay gelecek. Boşlukları, verilen fiillerin uygun tense çekimleri ile doldurunuz:
01 I was ... in İstanbul, but ... most of my childhood in Ankara. (be born, spend) answer was born / spent
02 I ... English for two years now. (study) answer have been studying
03 What ... you ... when I ... you last night? (do, phone) answer were you doing / phoned
04 What ... you ... now? What ... you usually ... on such a sunny day? (do, do)
answer are you doing / do you usually do
05 "Where ... you ... ?" "I ... to the movies." "Well, ... you ... yourself?" (be, be, enjoy)
answer have you been / have been / did you enjoy
06 "... you ... my keys?" "Yes, they ... on your desk a minute ago." (see, be) answer Have you seen / were
07 It ... three days ago that the man ... last seen in that neighbourhood. (be, be) answer was / was
08 I ... for nearly an hour when she finally ... . (wait, come) [Bir romanın bir sayfasında, "Göreceksiniz, o geldiğinde tam bir saattir bekliyor olmuş olacağım" tümcesine rastlamak mümkün olabilir. Ama besbellidir ki burada sizden durumu, "kişinin başından geçen bir olayı bizlere anlatması" şeklinde yorumlamanız beklenecektir.]
answer had been waiting / came
09 He ... from the university in 1985. Then, he ... two years in the army. (graduate, spend) answer graduated / spent